“Tanrı bilinmek için Adem’i yarattı.” Bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma insanın yaratılışı değil, insanın kendisine biçtiği değer geliyor. Çünkü bu iddianın içinde, ilk bakışta fark...
Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın tek amacı var, düzgünce ölmek…...
Zihnin susmaz. Sabah gözünü açtığın andan itibaren bir şeyler üretir: yarım kalmış bir konuşma, bitmemiş bir iş, henüz olmamış bir felaket. Sen istemesen de o...
Anne sevgisi, belki de en çok karşılık bekleyen sevgidir. Bu cümle, toplumun binlerce yıldır dokunulmaz saydığı bir inanca itiraz ediyor. Anne sevgisi çoğu zaman hayatımızdaki en...
İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı çalıyor, içeri giriyor, önüne bir...
Çocuk doğar. Henüz adam değildir, kadın değildir. Dünyaya geldiği ilk anda ne gücün ne güzelliğin ne de cinsiyetin toplumsal anlamını bilir. Açlığını ağlayarak anlatır, sevgiyi...
Bu soru, insan ilişkilerini izlerken zihnimde uzun süredir dolaşan bir düşüncenin özeti. İnsanlar çoğu zaman karşılarındaki kişide eksik gördükleri şeyleri dile getirmekten, ondan daha fazlasını...
İçimde hiç kapanmayan bir radyo var. Frekansı durmadan kayıyor; bazen cızırtılı bir geçmiş şarkısına takılıyor, bazen geleceğin henüz çekilmemiş filmlerine fragman yetiştirmeye çalışıyor. Arada bir,...
Onlarca yıl boyunca aşk şarkıları, hüzün türküleri ve kavuşma masallarıyla büyümüş bir toplumun insanları, bugün kendi duygularına bu kadar yabancı olabilir mi? Her gün sevgi,...
Bunu bir süredir fark ediyordum aslında. Tek bir kişide değil, karşılaştığım hemen herkeste: biri bir şey anlatmaya başlıyor, tam ortasında başka bir şey aklına geliyor,...
Birini özlediğimizde, bu duygunun kaynağını çok iyi bildiğimizi sanırız. "Çünkü yok," deriz; basit, anlaşılır ve görünüşte ikna edici bir cevaptır...
Devamını okuDetailsModern ilişkilerin belki de en ilginç çelişkilerinden biri şu: İnsanlar birbirlerinden bazı özellikleri değiştirmelerini isterken, değişimin sonucunda ortaya çıkan yeni...
Devamını okuDetailsVitrindeki pembe tüllerin, özenle paketlenmiş kutuların ve "kutsal" ilan edilmiş o sarsılmaz kürsülerin ardında, aslında çok daha derin, sessiz ve...
Devamını okuDetailsHalk arasında “Ayrılamıyorlar ama birbirlerini de yiyorlar” diye tarif edilen ilişki biçimi, aslında modern ilişkilerin en ilginç çelişkilerinden birini gösteriyor....
Devamını okuDetailsVe işte o gün geldiğinde, hakikat tokadı yüzümüzde patlar: “Başkasının ağacında büyüyen meyve, hiçbir zaman kendi tadını taşımaz.” Dışarıdan bakıldığında...
Devamını okuDetailsSabah işe geldiniz. Koridorda, asansörde, kahve makinesinin önünde, toplantı odasının kapısında birbirinizle karşılaştınız. Gülümsediniz. “Günaydın.” dediniz. Hal hatır sordunuz. Birbirinizin...
Bizim "gerçek" dediğimiz şey, genellikle olan bitenin kendisi değil, o bitenin bizde bıraktığı tortudur. Olan sadece bir olaydır; rüzgarın esmesi,...
İçimizde sandığımızdan çok daha fazla ses var. Bazen bir olaya kızıyoruz, bazen aynı olaya şefkatle bakabiliyoruz; bazen bir şeyi çok...
Devamını okuDetailsBelki de insanı yönetmenin en kolay yolu, onu dışarıdan yönetmeye çalışmak değildir. İçindeki bazı düğmelere dokunmaktır. Çünkü insanın en büyük hapishanesi çoğu zaman dışarıda değil,...
Devamını okuDetailsBazen bir davranışın ardında bir korku, bazen bir suskunluğun içinde söylenmemiş bir cümle, bazen de yıllardır taşıdığımız bir alışkanlığın içinde bize ait olmayan bir hikâye vardır. İnsan yalnızca kendi iç dünyasından ibaret değildir; ailesiyle, ilişkileriyle, toplumla, kültürle ve yaşadığı zamanla birlikte şekillenir.
Bu sitedeki yazılar kesin cevaplar vermek için değil, biraz durup yeniden bakabilmek için var. Kendimize, birbirimize ve içinde yaşadığımız hayata...
Belki de bazı soruların cevabı, onları sormaktan hiç vazgeçmemektedir.
Yazılar, fotoğraflar, kısa notlar ve hayatın içinden küçük gözlemler... Bazen bir düşünceyi birkaç paragrafta, bazen tek bir cümlede anlatıyorum.
Yazının dışında kalanları da görmek, bazen insanı ve hayatı başka bir yerden anlamaya yardımcı oluyor.
Instagram'da Takip Et



https://murattali.com/tanri-bilinmek-icin-ademi-yaratti/ #Yaratılış #Adem #İnsan #Tanrı #Ego #Kibir #Varoluş' title='Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!
İnsan, kendisine biçtiği değerin altında ezilen bir varlık olabilir mi? “Tanrı bilinmek için Adem’i yarattı.” Bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma insanın yaratılışı değil, insanın kendisine biçtiği değer geliyor. Çünkü bu iddianın içinde, ilk bakışta fark edilmeyen ama üzerinde biraz durulduğunda bütün ağırlığıyla ortaya çıkan bir çelişki var: Çevresinde kendisini gören, bilen, tanıyan, secde eden ve emirlerine itaat eden melekler varken Tanrı neden bilinmek için insanı yaratsın? Kendisini zaten bilenler, varlığını zaten kabul edenler, iradesine zaten boyun eğenler varken neden ihanete, inkâra, zulme ve yıkıma bu kadar yatkın bir varlığı tercih etsin? yazının tamamını okumak için link bio'da --> https://murattali.com/tanri-bilinmek-icin-ademi-yaratti/ #Yaratılış #Adem #İnsan #Tanrı #Ego #Kibir #Varoluş'>
İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.
Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir